Hascevher, büyük düşünüyor

Dünya dergisi (20 Mays 2005)

Paslanmaz çelik mutfak eşyalarında 1992 yılından beri faaliyet gösteren Hascevher, Haziran 2003'te başladığı yeni yatırımını tamamlayarak yeni fabrikasında yeni imalat hattını devreye soktu. Kahramanmaraş Organize Sanayi Bölgesi'nde bulunan yeni fabrika binası 95 bin metrekarelik arazide 17 bin metrekaresi kapalı olmak üzere inşa edilmiş ve günlük üretim kapasitesi 24 bin adet tencere olarak planlamaktadır.

Hascevher, 1992 yılında bir aile şirketi olarak kuruldu. Önceleri bakır ve alüminyumdan mutfak eşyaları imalatı ile uğraşan firma, ilk yıllarda bölgeye hitap eden küçük çaplı bir şirket olarak ticari yaşamını sürdürdü. Hascevher Yönetim Kurulu Başkanı Hacı Hüseyin Dinçer, "İlk etapta yerimiz yaklaşık 2 bin metrekareydi. 1999 yılındaki genel krizden herkes gibi bizde etkilendik. Hatta bulunduğumuz sektörü değiştirme arzusundaydık. Ancak şu vardı, biz senelerce uğraşmış bu işi öğrenmiştik yeniden bir iş öğrenmek yine zaman alacaktı ve TOBB Başkan Vekili Mehmet Balduk'un da tavsiyeleriyle kendi işimize devam etme kararı aldık. Bu karardan sonra Hascevher'de bir Rönesans devri başladı.

Ürün yelpazemizi artırdık, yurtdışı fuarlara katılarak kendimizi ve ürünlerimizi insanlara anlatmaya çalıştık. Şu an üretimimizin yüzde 80'den fazlasını ihraç etmekteyiz" dedi. Kendilerini gerek iç piyasada gerekse dış pazarda kanıtladıklarını anlatan Dinçer, "Böylece müşteri portföyümüzle beraber ürün çeşitliliğimizi daha da artırdık. Ancak müşterilerimize daha iyi ve daha hızlı servis verebilmek için geçen yıl Kahramanmaraş Organize Sanayi Bölgesi'nde yeni bir yatırıma başladık. Şu an günlük üretim kapasitemiz günde 10 bin adet tencere, ancak yeni fabrikamızda bu adet günde 24 bin adede çıkarmayı hedefliyoruz. Yeni fabrikamız 2004 yılı sonu itibarı ile faaliyete başladı. Umuyoruz çok kısa bir sürede istediğimiz adetleri yakalayacak ve müşte-rilerimize daha hızlı hizmet verebileceğiz" şeklinde konuştu. Çin'den çekinmediklerini dile getiren Dinçer şöyle devam etti:

"Öyle bir düşüncemiz ve kaygımız olsa şu an ki mevcut yatırımımıza başlamazdık. Biz Avrupa, Asya ve Afrika'nın tam ortasında bulunan bir coğrafyada yaşıyoruz. Bunun bizim için bir avantaj olduğunu düşünüyoruz ve bunu iyi kullanmamız gerektiğine inanıyoruz.

Çünkü müşteri Çin'den sipariş verdiğinde malın eline ulaşması en iyi şartlarda iki, üç ayı buluyor. Bizden sipariş verdiği takdirde en geç 15 gün sonra mal kapısının önünde. Lojistiğimiz ve kalitemizle fark yaratmalıyız ki insanlar Çin yerine bizi tercih etsin. Ancak bunu söylerken 1,5 milyar nüfusu olan, işçiliğin ve maliyetlerin düşük olduğu bir ülkeyle baş etmenin zor olduğunun farkındayız ve yıllık yüzde 10'luk büyüme hızını sürdürürse gelecekte Çin'in dünyanın üreticisi olacak gibi görünüyor.

2005 yılından sonra ticaretin serbestleşmesiyle beraber Çin'le yoğun bir rekabete gireceğimizde aşikardır. Geç olmadan bu yarışa hazır girebilmek için birtakım tedbirler almamız gerekiyor. Devletimizin bu noktada olaya müdahale etmesi ve üreticinin maliyetlerini aşağı düşürmesi gerekiyor. Bu sebeple gerekli tedbirler alınmazsa üreticilerimiz Çin'le yapacağı bu yarışta erken havlu atmak zorunda kalacaklardır diye düşünüyorum. Ancak her şeyi de devletten beklemek yanlış olur, öncelikle firmalarımızın kendilerini yarışa hazırlamaları gerekir. Markalaşmalı, kalitemizi artırmalıyız. Dünya normlarında rekabete hazır bir üretim hattına sahip olmamız gerekiyor. Ve biz Kahramanmaraş Organize Sanayi Bölgesi'ndeki yatırımımızla bu yarışa hazırlanıyoruz."

İleriye dönük hedeflerini anlatan Dinçer, "Bizim tek bir hedefimiz var. Yaptığımız işi en iyi şekilde yapmak ve en iyi olmak. Gerisi zaten zamanla oluşacaktır. Zaten Hascevher markamız Madrid Protokolü'ne göre tescillidir. Marka olayına gelince, ben markadan şu anlamı çıkarıyorum. "Marka, söz vermek ve sözünü tutmaktır." Önce söz vereceksin, sonra sözünü tutacaksın. Müşterin sana güvenecek, kalitene güvenecek, çünkü söz verdiğin kalite de malı yapacaksın. Terminine güvenecek, çünkü söz verdiğin termin de teslim edeceksin. Bu da vitrinde seni arananlar listesine sokacak. Bu bir süreç, buna markalaşma süreci diyebiliriz.

Biz verdiğimiz sözü tutuyoruz. Bu da bizi zamanla marka yapacaktır. Biz sektörümüzde en iyi olmak istiyoruz, işimizle yatıp, işimizle kalkıyoruz. Bizim tek hedefimiz bu" şeklinde konuştu.


BASIN BÜLTENLERİNE GERİ DÖN