Gömlek Diker Gibi Tencere Yapıyoruz

Global Dergisi (03 Ocak 2011)

“Gömlek Diker Gibi Tencere Yapıyoruz”

Kalitesi ve müşteri hizmetleri ile sektöründe kendini kanıtlamış Hascevher Metal San. ve Tic. A.Ş., sahip olduğu müşteri portföyüyle beraber ürün çeşitliliğini arttırmaya devam ediyor.

Esnek bir üretim kabiliyetine sahip olduklarını söyleyen Hascevher Metal San. ve Tic. A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Fatih Dinçer ile yaptığımız söyleşi de Dinçer, “Bizim yaptığımız iş çeliğin konfeksiyonculuğudur. Biz paslanmaz çeliği adeta bir terzi edasıyla alıp, gömlek diker gibi tencere yapıyoruz” dedi.

Müşteri memnuniyetini ön planda tutarak, müşterilerin istedikleri ürünleri ürettiklerini belirten Fatih Dinçer, “Çünkü her ülkenin kendine has bir yemek kültürü var, esnek bir yapıda olup her kültüre hitap etmezseniz ihracatta zorlanırsınız” diye konuştu.

Öncelikle firmanızı tanıyabilir miyiz?

Hascevher firması, 1992 yılında bir aile şirketi olarak kuruldu. Önceleri bakır ve alüminyum’dan mutfak eşyaları imalatı ile uğraştığımız için aslında sektörde yeni değildik. İlk yıllarda bulunduğumuz bölgeye hitap eden küçük çaplı bir şirkettik. Yerimiz yaklaşık 2.000 m2’ydi. 1999 yılındaki genel krizden herkes gibi bizde etkilendik. Hatta bulunduğumuz sektörü değiştirme arzusundaydık. Ancak şu vardı, biz senelerce uğraşmış bu işi öğrenmiştik yeniden bir iş öğrenmek yine zaman alacaktı, konuyu uzman kişilerle de tartıştığımızda kendi işimize devam etme kararı aldık. Yurtdışı fuarlara katılmaya karar verdik. Ancak fuara nasıl katılırız, nerede kalırız, ihracat nasıl yapılır, bilmiyoruz. Uzun uğraşlar sonunda kendimize fuar alanında 6 m2 yer bulduk. Fuarda 4 kişiyiz, Standımız 6 m2. Fuara normal ürünlerle gitmeyelim, yeni güzel ürünler yapalım dedik. Bir üretici arkadaşımızda gördüğümüz ürünle ilgili bu ürün gayet güzelmiş. Almanya’da fuara katılacağız, izin verirsen. Bizde yapalım bu modeli dedik. Arkadaşımızdan aldığımız müsaade ile bu ürünleri yaptık. Marka tescili duymuşuz ama tasarım tescil nedir?, faydalı model nedir?, bilmiyoruz tabi… Fuarda ürünler sergilemeye başladık. Fuarın ikinci günü takım elbiseli adamlar geldiler, ellerinde evraklar. Anladık ki, yaptığımız ürün bir İtalyan firmasının tasarım tescilli ürünü. Adamlar standımızı toplamaya gelmişler. Standdan ürünleri toplayıp gittiler. Biz o fuarı ürünler olmadan tamamladık. Katıldığımız ilk fuarda böyle bir talihsiz olay yaşadık. Ancak standımızda hiçbir ürün olmadığı halde biz o fuardan bir müşteri kazandık ve ilk ihracatımızı gerçekleştirdik. Hala da o müşterimiz ile çalışıyoruz. Ancak ilk katıldığımız fuarda yaşadığımız bu talihsiz olaydan sonra biz tasarım tescil nedir?, faydalı model nedir?, bir fuara nasıl katılırsınız ve nasıl hazırlanırsınız? Bunların hepsini öğrendik. Tabii, bu yaşadığımız olaylar bizi daha da cesaretlendirdi. Bir anlamda bunların yaşanması bizi olumlu etkiledi diyebiliriz. Biz artık kendi tasarımlarımızı yapıyoruz, ürün geliştiriyoruz, tasarım tescilini alıyoruz. Bu bizim kalitemizi ve ihracatımızı artırmamıza sağladı. Bunun uzantısı olarak biz iç pazara üretim yapamaz hale gelmiştik. Bu yüzden 2003 yılında Kahramanmaraş OSB’de yatırıma başladık. Günlük 10.000 adet olan üretim kapasitemizi günlük 24.000’e çıkardık. Şu an üretimimizin %60’ını yurtdışına ihraç ediyoruz, 40 ülke ile çalışıyoruz.

Kahramanmaraş, özellikle tekstil ve konfeksiyon konusunda ön plana çıkarken siz, neden çelik tencere üretimi ile faaliyetlerinize başladınız?

Biz konfeksiyondan uzaklaşmadık. Bizim yaptığımız iş çeliğin konfeksiyonculuğudur. Biz paslanmaz çeliği adeta bir terzi edasıyla alıp, gömlek diker gibi tencere yapıyoruz. Ama işin aslına gelirsek, Kahramanmaraş’ın sanayileşmesi 1980’li yılların başına dayanır. Ondan önce şehrimizin ekonomisi tarıma ve el işlerine dayalıydı. Bakırcılık bunların başında geliyordu. Bakır ve alüminyumdan sonra Türk insanının mutfakta çelik kullanımına başlamasıyla bizde çelik tencere imalatına başladık. Yani şehrimizde geçmişte tarımla uğraşan insanlar sanayileşmeyle beraber tekstil sektörüne girerken, geçmişte bakırdan mutfak eşyası yapan insanlarda çelik tencere imalatına başladılar. Bizde bu süreçte Hascevher’i oluşturduk.

Kuruluşunuzun dünden bugüne değişmeden gelen prensipleri nelerdir?

Öncelikle dürüstlük, sonra malın kalitesi bizim en çok önem verdiğimiz iki şeydir. Ne söz verdiysek onu gerçekleştiriyoruz. Çünkü artık müşteri veya tedarikçi ilişkileri tamamen güvene dayalı, sözünde duran insana ise herkes güvenir. Bu yüzden öncelikle sözünde duran bir firmayız. Kaliteye her zaman önem verdik. Kalitenin sadece üründe değil, hizmette olması gerektiğini biliyoruz. Çünkü kalite insanla başlar. Müşterileriniz sizi artık sadece ürünün fiyatıyla yarıştırmıyor, kalitenize ve hizmetlerinize bakıyor. Bu yüzden çalışanlarımıza büyük bir önem veriyoruz.

Sektörünüzde pazarda daha fazla yer bulabilmek için ne gibi stratejiler izliyorsunuz?

Öncelikle işimizi iyi yapmaya çalışıyoruz. Oturduğumuz koltuğu boş bırakmak istemiyoruz. Çünkü ben buradan kalkarsam bir başkası gelir ve oturur. Koltuk boş kalmaz. Bu yüzden ilk stratejimiz, işimizi iyi yaparak şirketimizi çalıştırmak... Yurt dışı fuarlara düzenli olarak katılıyoruz. Yılda yaklaşık on fuara katılıyoruz. Ancak bundaki amacımız her fuarda bol bol mal satmak değil. Eğer siz bu sektörde çalışıyorsanız. Bu fuarlarda kendiniz tanıtmanız lazım. Müşteri sizi Türkiye’nin güneyinde Kahramanmaraş’ta Organize sanayine gelip bulmak gibi bir lüksü yok. Sizin gidip arkadaş ben bu üretimi gerçekleştiriyorum diyerek kendiniz tanıtmanız lazım.

Aynı zamanda biz iyi bir üreticiyiz. Bulunduğumuz coğrafyadaki en ciddi ve en adetli üretim yapan firmayız. Elimizin altında çok sürat yapabilen bir otomobilimiz var, biz de bunu değerlendirmeye çalışıyoruz. Marka olmak farklı bir şeydir, üretici olmak farklı bir şeydir. Biz iyi bir üreticiyiz. Marka olma yolundada yavaş adımlarla ilerliyoruz. Marka için acele etmiyoruz. Güven markayı oluşturan en önemli unsurlardan biridir. Güven de zamanla oluşur. Marka’nın insanların hafızasında yer edinmesi için belirli bir zamana ve üretim olarak çok iyi bir alt yapıya sahip olması gerektiğini de biliyoruz. Bu yüzden yavaş ve emin adımlarla ilerliyoruz. Marka konusunda çok aceleci davranmıyoruz. Şu an HASCEVHER’in marka tescilini sadece Türkiye’de değil, MADRID PROTOKOLU’ne göre 27 ülkede tescili var. Amacımız, markamızın ileri de sadece Türkiye’de değil, tescilini aldığımız tüm ülkelerde konusuyla ilgili bilinirliğini sağlamaktır.

İhracata nasıl başladınız ve Hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz?

İhracata başlamamız çok farklıdır. Firmamız kurulduğu yıllardan itibaren yaklaşık 1999 yılına kadar tamamen bulunduğu bölgeye hitap eden bir firmaydı. Ancak, o yıllarda yaşanan kriz ve sektörümüzdeki bazı sıkıntılar neticesinde farklı bir yatırım yapmaya karar vermiştik. Belki bugün bizde şu an tekstille alakalı veya başka bir işle ilgili sizin karşınızda olabilirdik. Ancak konuyu oturup istişare ettiğimizde biz bu işi öğrenmiştik. İnsan için en önemli tecrübe öğrenmedir. Şimdi bilmediğimiz bir işe girip onu öğrenmektense zaten bildiğimiz işi yamaya karar verdik. Ancak, değişik pazarlara da girerek riski dağıtmanın daha iyi olacağını düşündük. İlk bu amaçla yurtdışı fuarlara katıldık. Müşteri ziyaretleri gerçekleştirdik. Elbette ki, ilk başlarda çok zorlandık. Çünkü tencere üretmeyi biliyorduk ama dış ticareti bilmiyorduk. Ancak şuan Üretimimizin yaklaşık %60’ını yurtdışına veriyoruz. Çalıştığımız çok değişik pazarlar var. Toplam 40 ülkeye mal ihraç ediyoruz. Ağırlıklı olarak Asya ve ön Asya ülkeleri diyebiliriz.

Firmanızın üretim kapasitesini artırma noktasında yeni yatırım planları var mı?

Yeni yatırım planlarımız var. Bize göre herkes bildiği işi yapmalı, ancak aynı zaman da gelişen teknoloji ile beraber kendisini de yenilemeli. Küreselleşmeyle beraber artık rekabet iyice kızıştı. Artık rakipleriniz sadece komşunuz Veli veya İstanbul’dan Ahmet Bey değil. Hiç adını bile duymadığınız bir ülkeden biri gelip sizin pazarınızda sizi rahatsız edebilir. Bu bir yarış ve yarışta ayakta kalmak istiyorsanız kendinizi yenilemek zorundasınız. Şu an günde 30.000 adet tencere üretecek kapasitemiz var. 95 dönümlük bir arazide sadece 17 dönüm kapalı bir alanımız var. Yani büyümeye ve gelişmeye müsait bir arsamız var. Amacımız, yaptığımız işi daha iyi yapıp, daha iyi yerlere gelebilmek. Bu amaçla şu an bir hat daha oluşturuyoruz. Bununla ilgili yatırımlarımız devam ediyor. Biz bu yarışın içinde olduğumuz sürece yatırımlarımız devam edecek. Bu gerek yeni yatırımlar olabilir, gerek eski teknolojimizin revizyonu olabilir…

Ar-Ge biriminiz var mı, varsa ne gibi yeniliklere imza atmakta? Yeni ürün çalışmalarınız ve gelecekteki projelerinizden bahseder misiniz?

Tabii ki, Ar-Ge birimimiz var. Deminde bahsettiğimiz gibi bu kızışan rekabet ortamında ayakta kalmak istiyorsanız, kendinizi geliştirmek zorundasınız ve yenilikler yapmak zorundasınız. Artık standart bir ürün yapıp, yıllarca onu satma devri bitti. İnsanlar artık bir değişiklik arıyor. Örneğin, araba firmalarına baktığımız zaman artık her yıl ürünlerinde bir değişiklik yapıp tekrar piyasaya sürüyorlar. Bizimde bunu yapmamız lazım. Her sene kendimizi yenilememiz ve yeni ürünler çıkarmamız lazım. Bizde ev hanımlarının mutfağını daha farklı nasıl güzelleştirebiliriz, çelik tencereyi onlar için nasıl kullanışlı hale getiririz, bununla ilgili çalışmalarımız var.

Firmanız hangi sertifika ve belgelere sahip?

Düdüklü tencerelerimiz için TSE’den almış olduğumuz uygunluk belgesi, Almanya TUV’den aldığımız CE belgesi, İtalyan Standartları Enstitüsünden aldığımız CE belgesi, çelik tencerelerimizle alakalı Romanya Standartları Enstitüsünden aldığımız LAREX belgesi ve Türk Patent Enstitüsünden aldığımız Marka tescillerimiz mevcut. Ayrıca HASCEVHER markamızı 27 ülke de MADRID PROTOKOLU’ne göre WIPO’dan tescilli. Şu an ISO 9001 belgesi ile ilgili çalışmalarımız devam etmektedir.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Kahramanmaraş olarak kendimizi tanıtamadığımızı düşünüyoruz. Şehrimiz gerçekten çok iyi bir sanayi alt yapısına ulaştı. Şu an Organize Sanayi Bölgemizde boş yer kalmadı. Mevcut yatırımlar sona erince, ikinci OSB için yer arayışına başlayacağımızı da düşünüyorum. Ancak, ulusal basında bunları göremiyoruz. Bu gerek bizlerin kendi işimize yoğunlaşmasında, gerekse insanımızın şehrimiz hakkındaki yanlış bilgisi olabilir. Bizim burada siz değerli basın mensubu arkadaşlarımızla iyi iletişim içerisinde olup, kendimizi anlatmamız lazım. Şehrimizi birçok insan hala doğu bölgesinde olduğunu düşünüyor. Oysa şehrimiz, Akdeniz bölgesinde yer almakta. Bizim öncelikle şehir olarak bu imajı düzeltmemiz lazım. Zira Kahramanmaraş, bir sanayi kenti oldu.


BASIN BÜLTENLERİNE GERİ DÖN