"Doğu'nun parlayan kaynağı; HASCEVHER

Züccaciye Dergisi (01 Mays 2008)

Seneler yemeklerin yapıldığı kapların madenini değiştirdi, ancak Dinçer ailesi yeniliklerin takipçisi oldu.

27 Ülke yemeğini Hascevher’le pişiriyor

27 Ülkenin yemeği Hascevher’in tenceresinden

Hascevher Metal Sanayi ve Ticaret AŞ. firması 1992 yılında bir aile şirketi olarak kuruldu. İlk yıllarda bulunduğumuz bölgeye hitap eden küçük çaplı bir şirkettik. Yerimiz yaklaşık 2.000 m2’ydi. 1999 yılındaki genel krizden herkes gibi bizde etkilendik. Hatta bulunduğumuz sektörü değiştirme arzusundaydık. Ancak şu vardı, biz senelerce uğraşmış bu işi öğrenmiştik yeniden bir iş öğrenmek yine zaman alacaktı, konuyu uzman kişilerle de tartıştığımızda kendi işimize devam etme kararı aldık. Bu karardan sonra Hascevher’de bir Rönesans devri başladı. Ürün yelpazemizi artırdık, Yurtdışı fuarlara katılarak kendimizi ve ürünlerimizi insanlara anlatmaya çalıştık. Şu an üretimimizin %80 den fazlasını ihraç etmekteyiz. Kalitemiz ve hizmetimizle kendimizi kanıtladık ve müşteri portföyümüzle beraber ürün çeşitliliğimizi daha da arttırdık. Ancak müşterilerimize daha iyi ve daha hızlı servis verebilmek için 2003 yılında Kahramanmaraş Organize Sanayi Bölgesinde yeni bir yatırım gerçekleştirdik. Eski yerimizde günlük üretim kapasitemiz günde 5.000 adet tencere idi, ancak şu an yeni fabrikamızda günde 24.000 adet tencere üretiyoruz. 27 ülkeye ihracat gerçekleştiriyoruz.

*Başarının ölçütü ve getirisi sizce ne/nelerdir?

Başarı müşteriyi memnun etmektir. Uzun vade de memnun bir müşteri hem kazanır hem kazandırır.

Başarı sürekliliktir. İnsanlar yaptığı işte süreklilik ister. Memnuniyetinin ve kazancının devamını ister. İşte bunu sağlamak zordur.

Aslında Başarı çok göreceli bir kavramdır. Neye göre başarı, kime göre başarı, hangi hedeflere göre başarı. Hedefleriniz küçükse bunu başarmak kolaydır. Bu yüzden hedefleri yüksek tutmak lazım. Ama çok yüksek hedeflere de ulaşmak zordur. Bu bağlamda öncelikle kendinize tutarlı, kolay olmayan ancak aynı zamanda ulaşılabilir bir hedef çizmeniz gerekir. Tabir yerindeyse kendinizin röntgenini çekip, hedeflerinizi belirlemeniz lazım. Hedefsiz başarı elde edilemez. Bizim hedeflerimiz arasında üretimimizi artırmak, ihracat yaptığımız ülke sayısını arttırmak var. 27 ülkeye ulaşmak amacımızdı. Bunu başardık. Şu an bu sayıyı 60 ülkeye çıkarmak istiyoruz. Bu bağlam da çalışmalarımıza devam ediyoruz.

*İhracat yapabilmek için önce neler yapmalı? Şu anda ihracat radarlarınız hangi yöne çevrili?

İhracat yapmak için öncelikle uzun vadeli planlar hazırlamak gerekli. Çünkü ihracat çok uzun ve meşakkat isteyen bir yolculuktur. İçinde bulunduğumuz ekonomik ortamda uzun vadeli planlar yapmakta zorlanıyoruz. Ancak ihracat yapmanınız için dikkat etmeniz gereken çok şey var. Çünkü ihracat yaptığınız zaman rakibiniz komşu firmalar veya diğer illerdeki firmalar değil. Artık tüm dünya ile rekabet etmeniz demektir. İhracata başlamadan önce kendinizi küresel bir rekabete hazır hale getirmeniz gerekir. Bu da sadece fiyatla olacak bir şey değildir. Ürününüzün talep görmesi için öncelikle ürün kalitesini artırmanız gerekir. Değişik pazarlara hitap edebilmek için ürün gamınızı genişletmeniz gerekir. Tasarım ve ar-ge ye önem vermeniz ve en önemlisi tüm bunları takip edecek bir ekip kurmanız gerekir.

İhracata ilk başladığımız sıralarda marka tescili nedir? Tasarım nedir? Bunları bilmiyorduk. Zaman içerisin de bu konular hakkında bilgi sahibi oldukça gördük ki oturduğunuz yerden tek başınıza tüm bunları organize etmek gerçekten zor. Bunları organize edecek bir ekip kurduk, Sadece ülkemizde değil 27 ülke de markalarımızın tescilini aldık. Kendi tasarımlarımızı yaptık. Bunların hepsi bir anda olmuyor tabi, bu uzun bir süreç aldı.

İhracat yaptığımız ülkelere baktığımız zaman genel de Balkan ülkeleri, Avrupa ülkeleri ve Orta Doğu Ülkerleri var. Biz Afrika, Güney Amerika, Amerika ve en önemlisi uzak doğu pazarlarına girmek için çalışmalarımız var. Demin de bahsettiğim gibi 27 ülke ile çalışıyoruz ve bu sayıyı 60 ülkeye çıkarmak istiyoruz. Bu sebeple radarlarımızı çalışmadığımız her ülkeye çevirmiş durumdayız.

*Ürün tescili bir şirkete neler kazandırır?

Ürün tescili firmaya dünya ile rekabette avantaj ve kurumsal bir kimlik kazandırır. Ama öncelikle firma markasını tescil ettirmeli. Biz ülke olarak marka tescilinin önemini daha yeni kavrıyoruz. Artık dünya da firmalar ucuz fiyat odaklı ürünler yerine kaliteli ve tasarımı ön planda olan ürünlere yöneliyor. Bizim de kendi tasarımlarımızı yapmamız ve bunların tescilini alarak dünya pazarlarında markalarımızı ön plana çıkararak katma değeri yüksek ürünler üretmemiz lazım.

*Anadolu girişimcilerinin diğer bölgelerdeki yatırımcı/girişimcilerden farklı olarak yaşadıkları avantaj ya da dezavantajlar var mıdır?

Anadolu firmalarının en büyük dezavantajı ulaşım. Günümüzde artık insanlar zamanla yarışır hale geldiler. Bu yüzden insanları özellikle Yurtdışından İstanbul’a gelmeye ikna etmek zor. Hele bir de Kahramanmaraş’a getirmek daha da zor. İletişim araçlarının son yıllarda çok gelişmiş olması bu dezavantajı biraz yok etmiş gibi görünse de, ticaret yapmış olduğunuz insanlara imalat yaptığınız yeri göstermeniz çok önemli. İnsanların kafasındaki ön yargıyı sildirmenin en önemli yolu o insanı fabrikaya getirip, üretim proseslerini ve kalitenizi gösterip kafasındaki soru işaretlerini silmeniz lazım.

Bir diğer önemli sorun, kalifiye yetişmiş eleman sıkıntısı. Kendini yetiştirmiş bir makine mühendisi veya endüstri mühendisi veya başka bir alanda kendini yetiştirmiş bir insanı Anadolu da temin etmek veya temin etseniz de elde tutmak gerçekten zor.

Avantajlarından bahsedecek olursak; ucuz işgücü ve yapılan teşvik yasasının haricinde artık bir avantajı yok.

*Yeni ürün grubu hedefleriniz var mı? Varsa nelerdir?

Yeni ürün grubu ile ilgili hedeflerimiz elbetteki var. Uzun soluklu ayakta kalmak istiyorsanız, kendinizi, ürünleri sürekli yenilemeniz ve geliştirmeniz gereklidir. Her ülkenin mutfağı kendine has ürünleri barındırıyor. Değişik pazarlara girmek için değişik ürünleri yapmanız, yeni tasarımlar geliştirmeniz gerekli. Bu konu ile ilgili çalışmalarımız şu an devam ediyor. Şu an pazar öyle bir duruma geldi ki, müşterinizle her karşılaşmanızda size önce halinizi hatırınızı soruyor. Hemen ardından yeni ne var veya yenilik ne var diye soruyor.

*Büyüme hedeflerinizde kendinize belirlediğiniz bir nokta var mı?

Büyüme hedeflerimizde ilk önce üretim kapasitemizi, kalitemizi ve ürün gamımızı artırmak vardı. Bunları belirli ölçüde gerçekleştirdik. 2004 yılında 10.000 adet olan günlük üretim adedimiz şu an 24.000 adet olarak gerçekleşiyor. Şimdi ki hedefimiz ürün gamımızla beraber hitap ettiğimiz ülke sayısını artırmak ve Marka bilinirliğimizi arttırmak.

*Kurumsallaşmak sizce şart mıdır? Şirket yöneticileri yeni oluşumlara ne kadar açık olmalıdır?

Araştırmalar göstermiş ki aile şirketlerinin ömrü ortalama 30 yıl. Eğer ulusal ve süreklilik arz eden bir kurum olmak istiyorsanız, kişiye bağımlı çalışmak istemiyorsanız, sistematik bir çalışma şeklini benimseyip kurumsallaşmanız lazım. Günümüzde kurumsallaşmak denince hemen aklımıza ISO 9001 geliyor. Ancak önemli olan bu belgeyi alıp sisteme kendinizi uydurmanız değil. Sistemi kurduktan sonra bunun sürekliliğini sağlamanız gerekir. İşte bunu sağlayabilmek içinde yeniliklere açık olmak gerekir. Yöneticinin sorunluluklarını gerektiği kadar paylaşması ve çalışanlarının fikirlerine açık olması gerekir. One Man Show yönetim tarzı artık günümüzde başarılı bir yönetim tarzı değil.

*Çin faktörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Şirket olarak rakiplerinizden farklılaşmak için nasıl bir farkındalık yaratıyorsunuz?

Biz Çin’i hiçbir zaman tehdit olarak görmedik ve Çin’den korkmadık. Onun yerine pazarların durumuna ve talep edilen ürünlere göre pozisyon almaya çalıştık. Çin’in avantajlarının yanında dezavantajları da var. Bizim üretim kapasitemiz, kalitemiz ve termin süresinde Çin’e göre daha iyiyiz. Bu avantajlarımızı kullanarak Çin’e göre avantaj sağladığımızı düşünüyoruz. Müşterilerimiz kısa sürede siparişlerini yüklediğimiz ve kalitemizin de daha iyi olması sebebiyle bizi tercih ediyorlar. Aynı zamanda Bazı pazarlarda Çin’e göre nakliye süresi ve nakliye ücretinin kısa olması da bizim tercih edilmemize sebep oluyor. Tüm avantaj ve dezavantajlarını incelediğimiz de bizim Çin’e göre daha avantajlı olduğumuz düşünüyorum.

*Devam eden reklam, tanıtım çalışmalarınız/kampanyalarınız var mı? Uluslar arası rekabet koşulları göz önünde tutulduğunda reklamın yeri sizce nedir?

*Yerli ve yabancı tüketiciler için ürünleriniz farklılık gösteriyor mu?

Türk yemek kültürüne uygun olan tencere formları ve/veya materyalleri diğer ülkelerde de kullanılıyor mu? Her bölgenin yemek kültürü birbirinden farklıdır. Bırakın yabancı tüketicileri yerli tüketicilerin içinde bulunduğu coğrafyaya göre ürünlerimiz farklılık gösterebiliyor. Türkiye’nin doğu bölgelerinde satılan ürünlerle batı bölgelerinde satılan ürünlerde bile değişiklik gösterebiliyoruz. İtalyan mutfağında kullanılan bir spaghetti tencereyi o bölge de yok satarsınız, ancak aynı ürünü bizim ülkemizde satabilmek gerçekten zordur. Aslında Bu ülkelerin yemek kültüründen kaynaklanan bir durumdur. Ve bir imalatçı firma olarak siz o ülkenin yemek kültürünü iyi öğrenmeli ve ürün gamınızı o kültüre göre şekillendirmelisiniz ki, o ülke de başarılı olabilesiniz.

*Sosyal sorumluluk kapsamında bölgenizde yaptığınız çalışmalar var mı? Varsa nelerdir?

Çağımız işletmelerini nitelendiren veya nitelendirmesi gereken genel amaçları, birbiri ile çok sıkı bağlantılı üç kısımda toplamayabiliriz. Kâr sağlamak, toplumsal fayda sağlamak ve süreklilik.

Uzun dönemde, firmalar dahil tüm ilgililerin çıkarına olan bu anlayışta firmalar, bir yandan tüketicileri bir yandan da toplumsal öncelikleri tatmin etmek durumundadırlar. Firmalar bulunduğu çevreye sadece istihdam yaratarak veya vergi ödeyerek değil, toplumsal ve sosyal sorumluluklarını da yerine getirerek fayda sağlamalıdır.

Bizim bu konuda ulusal anlamda olmasa da şimdilik bölgesel anlamlarda çalışmalarımız var. Örneğin kendi şirketimizin tüm çalışanlarının akciğer filmlerini çektirdik. Bu çalışanlarımıza karşı sosyal bir sorumluluğumuzdur. Onların sağlığı firmanın sağlığıdır. Aynı zamanda atıklarımızın geri dönüşümleri ile ilgili çalışmalarımız var. Kağıt, plastik gibi üretimde kullandığımız ve geri dönüşüm sağlayabileceğimiz malzemeleri atmak yerine bunların geri dönüşümünü sağlamaya çalışıyoruz. Her şeyden önemlisi insana yapılan yatırım en önemli yatırımdır. Bu yüzden burs verdiğimiz öğrencilerimiz var.


BASIN BÜLTENLERİNE GERİ DÖN